All posts tagged: istanbul

Yola Çıkmak

Bir yola çıkmadan nereden bilebilirsin ki ne kadar güzel olabileceğini? Ya da yolun sonunda nasıl birine dönüşeceğini… En güzel yer bile ne kadar tutabilir ki seni? İçin hep gitmek istemez mi? Hep devamını merak etmez misin? İçindeki korkuları alsak koyulmaz mısın yola? Denemez misin? İstemez misin?

Yetiyordu

Rüzgar saçlarını savuruyordu. Elinle kulağının arkasına atıyordun. Her halin her hareketin kavrayamadığım, beni tamamen ele geçiren bir güzelliği anlatıyordu. Sen varken manzaraların bir önemi kalmıyordu. Yetiyordu seni izlemek…

Birikmislik Hissi

Birikmişlik hissi bürümüş her bir yanı. Öyle birikmiş ki herşey; hangisini düşünsem, hangisini yapsam demekten ileri geçemiyorum. Oysa içimden hiçbir şey gelmiyor. Hepsini kıyıda bırakıp ufak teknemde küreklere asılmak istiyorum. Üç beş sevdiğim insanı da alıp daha sade bir dünyaya gitmek istiyorum artık. Son zamanlarda bu dünya beni çok yorar oldu.  

Günesin Gidisi

Şimdi güneş gidiyor. Dünyanın öbür ucunda bir yerlerde doğmak üzere. Şimdi gün bitiyor. Bir yerlerde ise yeni başlayacak. Bir bitiş, başka bir yerde bir başlangıç oluyor. Yaşanan her şey gibi. Bitişi kabullenmişlerdi. Başlangıçlara kucak açıyorlardı. Hayat akmaya devam ediyordu.

Günesin Son Isıkları

Bulutlar ve renkler birbirine dokunuyordu. Güneş son ışıklarını gökyüzüne salmıştı. Manzaranın karşısında dalgındı. Oturuyordu. Düşünmekten yorulmuştu. Güneş giderken düşüncelerini de götürür diye seyredalmıştı. Götürürdü belki, bir gün batımı, bir düşünce, bir insan onu iyi etmeye yeterdi belki…

Yola Cıkmak

Artık buralara ait değilim. Herşey yabancı. Tatsız bir oyun gibi. Oynaması zevksiz. Bir gemi misali günbatımına doğru çekip gitmek istiyorum. Oralarda, günün battığı yerde güzel bir dünya var gibi geliyor. Daha iyi bir ben, daha huzurlu bir ben var gibi geliyor. Çıksak ya yola. Birbirimizi yemek için zaman çok az desek. Bunu anlayabildiğimiz bir yere kaçsak. Ömür huzur içinde geçse ya…

Metroda Müzik

Bazen metro koridorları güzel bir müzikle dolar. Kulaklığıyla yürüyen dalgın insanların duyamayacağı bir müzikle. Hayatlarındaki koşturmacaya dalmıştır onlar. Dertlerine dalmıştır. Hızlı adımlarla yürürler. Onlar için durup da müziğin tadını çıkarmak zordur. Hep yetişmeleri gerekiyordur. Paraya yetişmeleri, statüye yetişmeleri, beğeniye yetişmeleri gerekiyordur. İsteyip istemediklerini bilmeden koşturup dururlar. Ali öyle miydi? Yoksa müzik gibi miydi? Kemanlar, gitarlar o güzel seslerini etrafa yayarken durup da dinlemeyi bililiyor muydu, yoksa sağır mıydı? Koşuyor muydu, yoksa yürüyor muydu?…

Eski Kafede Sevgililer

Soğuk ve yağmurlu bir günde şirin bir kafede ona sarılıyordu. Menüye bakarken bile kollarını ona doladı. Ona dokunmak için hiçbir fırsatı kaçırmadı. Elinden gelse alıp içine orada yaşatacak gibi yakına çekiyordu onu, yakınında duruyordu. Aralarında bir sıcaklık yükseliyordu. Başka hiçbir şeyin ısıtamayacağı şekilde birbirlerini ısıtıyorlardı. Isınıyorlardı hayata, zamana, yaşamaya…