Hakkımda

Bilgisayarının başında oturuyordu. Elleri klavyenin üzerinde asılı kalmış, ne yazsam diye  düşünüyordu. Kendisini nasıl anlatsa eğlenceli olurdu? Bütün fikirler sıkıcıydı. Düşünmekten daralmıştı. İnsanlar merak eder miydi nerede okuduğunu, ne zaman doğduğunu ya da ne iş yaptığını? Ne önemi vardı kimliklerin? Faydası yoktu. Okuyan güzel vakit geçirmeliydi.

Yine de o an eğlenceli olan bir şey vardı; çalışıyor olması gerekirken bu satırlarla uğraşıyordu. Tabi işyerindekiler onun çalıştığını sanıyordu. Güzel kamufleydi. Toplantı odasında bilgisayarına ciddi ciddi bakan ve bir şeyler yazan bir adam. Kim tahmin eder ki toplantıda konuşulanlar yerine bunları not ettiğini.

Kelli felli adamlar önemli konular üzerine hararetli hararetli tartışırken Görkem neden böyle davranıyordu? Belki de bazen ortamın dışına çıkmak eğlenmenin ve yaşamanın tek yoluydu. Bu yol da Görkem için yazmaktan geçiyordu.

Görkem ifade etmek, rahatlamak, eğlenmek ve kendini daha iyi tanımak için yazmaya başlamıştı. Hemen hemen herkes gibi çok da kötü başlamıştı. Kendisi bile yazdıklarını ikinci kez okumak istemezdi. Gel zaman git zaman işin içine emek dâhil oldu ve yazılanların rengi değişti. Bir keresinde bir yerde yaşını başını almış, yazma konusunda olgunlaşmış bir yazarın kendisinden bahsedişine rastlamıştı. Yazar tecrübesine ve derinliğine rağmen yazarlık konusunda acemi olduğunu -bir diğer söyleyişle toy olduğunu- söylüyordu. Mütevazılık yaptığı besbelliydi. Yine de söylem Görkem’e hoş gelmişti. Bu yüzdendir Toykalem adını seçti. Kendisini her zaman acemi olacak bir yazar olarak görüyordu. Yazdığı hiçbir konuda uzman olduğunu iddia etmiyordu. Yalnızca fikirlerini, öğrendiklerini olabildiğince sade bir dille ifade ediyordu.

Çok şey üzerine yazmayı denedi Toykalem. Yeri geldi dertlendi şiir yazdı. Yeri geldi küçük hikâyeler oluşturdu. Yeri geldi roman çalışmaları içinde kendini kaybetti. Bir dönem filmler ve kitaplar üzerine kısa yazılar yazdı. Dönem dönem vazgeçti, sıkıldı, sildi, yeniden yazdı. Fakat yaptıklarında değişmeyen bir nokta vardı. Ne olursa olsun kendisine iyi gelecek şeylerle uğraşıyordu. Hayatını bir şekilde güzelleştirmeye çalışıyordu.

Bazen çektiği bir fotoğraf ve videoları paylaşıyordu. Bazen ona iyi gelen bir film veya kitap hakkında tanıtıcı kısa bir yazı yazıyordu. Çokça merak ettiği beslenme ve spor üzerine öğrendiklerini özetliyordu. Bir de kendinden gelen hikâye, şiir ve denemeleri paylaşıyordu.

Hepsinin özündeki amaç ise keyif almak, keyif vermek ve iyi gelmekti…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s